‘ Eski ’ Kategorisi Arşivi

Mart Sonu Haberleri

Mart ayını da bitirdik. Bir ay daha geride kaldı. Havalarını yavaş yavaş ısınmaya başladığı şu günlerde bir kaç haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.PcNet Nisan 2009

İlk haberim, Ubuntu ile ilgili. Ubuntu‘nun 2009 yılında 9.04 versiyon numarasıyla piyasaya sürülecek ilk sürümü olan Jaunty Jackalope‘un Beta versiyonu oldukça kararlı olarak çalışmaya devam ediyor. Release Candidate yani Son Sürüm Adayı’nın 16 Nisan 2009′da çıkması bekleniyor. Kararlı sürüm ise 23 Nisan 2009′da kullanıcıların beğenisine sunulacak… Detaylar için ww.ubuntu.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Linux kullanıcıları, PcNet dergisinin nisan sayısını kaçırmasın.  Çünkü LinuxNet’in son üç sayısı PcNet Nisan sayısıyla birlikte hediye olarak veriliyor. Ayrıca, Pardus Eğitim Videosu ve Verbatim markalı boş bir DVD de derginin diğer ilgi çekici hediyeleri arasında yer alıyor. Dergi içeriğiyle ilgili detaylı bilgiler için burayı ziyaret edebilirsiniz…

Yazının devamını oku

Yüksek Hızlı İnternet Yalanı

Yazmayayım, söylemeyeyim dedim ama olmuyor. Reklamları her görüşümde sinirlerim tepeme çıkıyor. Yahu kardeşim bırakın artık tüketiciyle dalga geçmeyi. Türkiye’de yüksek hızlı internet yok!! Adsl2, Adsl2+ ya da Vdsl başlı başına birer yalan; tüketiciyi oyalama taktiğinden başka bir şey değil…

Yazının devamını oku

Elveda Süt Dişlerim

Dün akşam iki süt dişime veda ettim. Bu yaşıma kadar orada nasıl kalabildiler, kendilerini nasıl saklayabildiler bilmiyorum ama dişçi, iki kocaman gömük diş çıkardı. Hediyesi ise gece boyu süren ağrı ve 4 gün boyunca takmak zorunda kalacağım bir plaka oldu…

Gerçi bunda dişçinin kabahati yok, kabahat tamamen benim bünyemde. Hangi hakla hizmet bunca zaman o koca iki dişi sakladıysam artık…

Üstelik operasyon da o kadar kolay olmadı. 16-17 tane iğne, üstüne bir de yarım şırınga dolusu ağrı kesicinin ardından anca dayanabildim tüm müdahalelere… Doktor asıldıkça, dişler “ben yerimden memnunum” inadına tutuldu.

Ağzıma, matkap, pense, çekiç, tornavida girmedi belki ama yaklaşık bir buçuk saat boyunca keski aleti, dişi kıstırmak için pens ve damağımı yerinden söken kancalarla mücadele ettim.

Bir de doktorun ikide bir “ağzımızı kocaman açalım lütfen” ikazlarıyla boğuştum durdum. E kardeşim bizimkisi ağız, un çuvalı değil ki? Daha ne kadar açayım? Onca aleti sokmuşsun, üstüne bir de iki elinin yarısı girmiş. Daha ne olsun?

Velhasıl kelam, zor da olsa, dişçi, serçe parmağımdan biraz kısa(!) boyuttaki iki dişi yerinden çıkarmayı başardı. Sonrasında bana günler boyu sürecek ızdırap ve cüzdamında koca bir delik miras kaldı..

Aman siz siz olun, yılda bir kere dişçinizi ziyaret etmeyi unutmayın. Yoksa, iş işten geçtikten sonra yapılacak müdahalenin ızdırabı sizi daha çok üzebilir..

Mis Sokak’ta Striptiz Gösterisi

Yaratıcı zekası(!) ile övünen Türk halkının ne zaman ne yapacağını kestirmek zor. Herkesin zihninde 40 tilki dolaşmasa bile her Türkün aklında mutlaka bir takım enteresan(!) fikirler saklıdır.

Herkesin geçtiği bir sokakta üstelik Kadir Gecesi striptiz gösterisi sergilemek ancak yurdumun zeki insanlarına mahsus bir durum olsa gerek.

Bu akşam, bir misafirimizle birlikte Taksim’de bir yerde yemek yedik ve ardından Mis Sokak’taki kafelerden birinde oturup çay içip sohbet etmeye başladık. Saat sekizi biraz geçe bir bayan İstiklal Caddesi’nden Mis Sokağa girdi ve sokaktan aşağı doğru yürümeye başladı, üzerindeki yeşil bornoz sadece 5-10 kişinin dikkatini çekmişti…

Aradan 10 dakika geçtikten sonra, aynı bayan, cadde üzerindeki mekanlardan birinin 1. katından çatının üzerine çıktı. Yüzünde balo maskesi, üzerinde belden yukarısının ancak üçte birini örten bir tişört ve altında şorttan daha kısa bir kot parçası ile caddedeki pek çok kişinin bakışlarını üzerine çekmeyi başardı.

Eskiden reklamcılıkla ilgilendiğimde, yine reklam filmi çekiyorlardır diye düşünerek sağa sola bakındım. Ancak ortada ne kamera ne spotlar ne de set ekibi vardı. Mekanın önündeki kalabalık artmaya başlarken, cep telefonlarını çatıya doğrultmuş fotoğraf çekenlerin sayısı da artmaya başladı.

İşte tam bu dakikalarda çatıdaki bayanın gösterisi başladı. Bir o yana bir bu yana sallanıp üzerindeki tişört benzeri kıyafeti çıkardığında pek çok kişi fotoğraf çekmekten vazgeçip telefonlarını video çekimine ayarladı.

Gösteri biraz daha devam etti ve şort benzeri nesne de çatının üzerindeki yerini aldı. Çatıdaki bayan caddeden geçen herkesin bakışlarına aldırmadan bikinisiyle dans etmeyi sürdürüyordu.

Bir ara, gösterisini bitirdiğini belirten hareketini yapıp alkışları dinledi ve ardından mekandan gelen müziğin ritmine uyarak gösterisine geri döndü…

Bir süre sonra herkesin meraklı bakışları altında bikinisinin iplerini çözmeye başladı… Artık caddeden geçenler gösteriyi izlemekle kalmıyor, yüksek sesle yorumlar yapıyordu:
br>Yok artık daha neler…
Hadi güzelim…
E onu da çıkarmazsın herhalde…
Evet evet çıkaracak…
Az kaldı, ellerini serbest bırak…

Ve sonra pat diye camdan içeri girdi. Sanki hiç bir şey olmamış gibi…

Kalabalık, orada neler olduğunu anlamaya çalışırken, mekanın önünde bekleyenler şaşkın şaşkın birbirlerine bakarak ağır adımlarla mekanın önünden ayrılmaya başladılar. Bir grup genç gösterinin yapıldığı mekana yöneldi, sokaktan geçenler kafalarını bir kaç saniyeliğine çatıya doğru kaldırıp herkesin neye baktığını anlamaya çalıştı…

Sonrasında Mis Sokak’taki kafelerde oturanlar, hiç bir şey olmamış gibi 5 dakika önce ne yapıyorlarsa onu yapmaya ya da mekanlardan ayrılmaya başladılar…

Gösterinin yapıldığı mekanın sahibinin aklından neler geçiyordu tahmin etmek pek zor değil. Ama bu icraat için doğru yer ve doğru zaman mıydı orası tartışılır…

Bu olaydan en çok kârlı çıkanlarsa, telefonlarının hafızalarına striptiz görüntülerini kaydeden (ve muhtemelen bu görüntüleri şu anda Youtube’a yüklemekle meşgul) 15-20 azman Türk erkeği oldu…