Mayıs, 2008 Arşivi

Linux ile Neler Yapabilirsiniz?

Teoride, Linux ile yapabilecekleriniz, sizin bilgi ve becerilerinizle sınırlı. Geri kalan tüm desteği, Linux işletim sistemlerinin neredeyse tamamı verebiliyor. Bazı dağıtımlar, ?Özgür Yazılım? kurallarına sıkı sıkıya bağlı olduklarından, ücretli ya da kaynak kodları kapalı yazılımlara doğrudan destek vermiyorlar. Ancak, bu tarz programları dolaylı olarak kurmak isteyenleri de engellemediklerini belirtmekte fayda var…

Gelelim, Linux üzerinde neler yapabileceklerinize… Üstelik de neyi nasıl yapacağınız konusunda bazı ipuçlarına yer vererek sizlere yol göstermeye çalışacağım…

İlk olarak, işletim sisteminizi yeni kurduğunuzu varsayarak işe başlıyoruz. (Herhangi bir Linux dağıtımını sisteminize kurabilirsiniz. Ancak, öncelikle, Linux dağıtımlarının LiveCD adıyla kullanıcılara sunulan Çalışabilir CD sürümlerini edinip denemekte yarar var. Bu sayede, o Linux dağıtımının becerilerini, az çok farkedebiliyorsunuz. Çalışabilir CD’si olan bazı favori Linux dağıtımlarını şöyle sıralayabiliriz: Pardus, Ubuntu, Fedora, OpenSuse…)

İlk bakışta gözümüze hoş gelen, beğendiğimiz ya da arkadaşlarınızın tavsiyesi olan bir dağıtımı, bilgisayarımıza kurup bilgisayarımızı yeniden açtıktan sonra karşımıza gelen masaüstü genel olarak Windows işletim sistemi masaüstünden çok da farklı değildir. Özellikle masaüstü olarak KDE’yi tercih etmişseniz, ilk ekranınızın Windows masaüstüne olan benzerliğine pek şaşırmamanız gerekiyor…

Eğer kurduğunuz işletim sistemi, donanımlarınızı tamamen tanıdıysa, ortada pek bir sorun yok demektir. Ancak, genel olarak en büyük problem, dizüstü bilgisayarların kablosuz bağlantı adaptörlerinin Linux işletim sistemi tarafından tanınmamasıdır. Bu sorunu aşmak içinse yine internet bağlantısına ihtiyaç duymamız ise bir paradoksu andırabilir :) ) Fakat, gözünüz korkmasın. Bu tarz sorunları aşmanın da pek çok yolu var. (Bu yollardan ilerleyen zamanlarda bahsedeceğim..)

Bundan sonra okuyacaklarınız, şeçtiğiniz Linux dağıtımının, donanımlarınızı tanıdığı ve sisteminizin kararlı bir şekilde çalıştığını farz edilerek yazılmış olacak…

İnternete bağlanmak…

İnternet artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. İnternetin, iletişim kurmak için en çok tercih edilen iletişim araçlarından biri haline geldiğinin bile neredeyse farkına varamadık.Bu yüzden, bilgisayar sahibi olan herkesin, öncelikli amaçları arasında internete girmek en üst sıralarda yer alıyor. Bu nedenle, tüm Linux dağıtımı pek çok internet aracıyla birlikte gelir. Bunların başında;

* İnternette sörf yapmak,
* E-postaları kontrol etmek,
* Arkadaşlarımızla ya da tanıdıklarımızla sohbet etmek,
* Dosya indirmek
gibi işleri yapabilmek için kullanılan yazılımlar geliyor.

Bu tarz uygulamaları, tüm Linux dağıtımlarında varsayılan olarak bulabilirsiniz… Fakat, tüm varsayılan uygulamalardan memnun kalacağınızı garanti etmek zor. Bu yüzden,

* İnternette sörf yapmak için Firefox veya Opera,
* E-postaları kontrol etmek için Thunderbird ya da OperaMail,
* Anlık sohbet etmek için aMsn, Pidgin ya da Kopete,
* Dosya indirmek için Limewire, kGet ya da kTorrent
gibi bazı yazılımları bilgisayarınıza kurmak isteyebilirsiniz…

Müzik dinlemek…

Pek çok bilgisayar kullanıcısı, bilgisayar başında iş yaparken müzik dinlemekten hoşlanır. Bu nedenle müzik programı olmayan bir bilgisayarı, ağzı olmayan insana benzetebiliriz.. Müzik dinlemek için benim tercihim Amarok’tan yana. KDE masaüstü kullanıcıları bu programa aşinalar. Fakat diğer masaüstü seçeneklerini deneyenler için Rhtymbox, mplayer gibi uygulamalar da kullanılabilir… Fakat Amarok’u tüm masaüstü seçenekleri ile rahatça kullanabileceğinizi belirtmekte fayda var. Üstelik bir kere kullandıktan sonra fanatiği olacağınızı söylemekte bir sakınca görmüyorum… Winamp ya da Windows Media Player ile müzik dinleyenler, o programları bir daha anımsamayacaklar bile…

Ofis dosyaları ile çalışmak…

Windows işletim sistemi sahibi pek çok bilgisayar kullanıcısı Microsoft’un Ofis paketindeki programları kullanmaya alışık oluyor. Word, Excel, Powerpoint, ofis çalışanlarının en çok kullandığı programlar arasında üst sıralarda yer alıyor. Peki, kaç kişi bu yazılımları lisanslı olarak kullanıyor? 10 kişide 1 kişi, belki 2…

Microsoft Ofis paketi ile yapabileceklerinizi Openoffice.org paketleri ile yapmak bir o kadar kolay ve üstelik, tek kuruş lisans ücreti ödemeniz gerekmiyor… Neden, lisansı ücretsiz bir program paketi kullanmak varken, yüzlerce lira ücret ödeyesiniz ki???

Siz de Linux kullanarak, bilgisayarınız ve kendiniz için daha iyi şeyler yapabilirsiniz… Deneyin…

Bir sonraki yazıda: Grafik düzenleme, Linux üzerinde oyun oynama ve Windows programlarını çalıştırma…

1 Mayıs Rezilliği

1 Mayıs, dünyanın pek çok ülkesinde bayram havasında kutlanırken, ülkemizde çeşitli rezilliklere sahne oldu. Dediğim dedik çaldığım düdük mantalitesindeki hükümet başının, aynı zihniyetteki valisi, vatandaşına eziyet etmek için elinden geleni yaptı. Nedeni de, işçi sendikalarının işçci bayramını Taksim meydanında kutlamak istemesiydi. Provakatörleri ve artniyetli zalimleri engellemeyi beceremeyen, 3-5 kendini bilmezin hatasını tüm vatandaşlara yüklemeyi amel edinmiş yöneticilerimiz sağolsun. 1 mayıs günü İstanbul sokaklarında yaşananlar sayesinde, ülke imajımız yeniden yerin dibine girdi…

1 mayıs terörünün hazırlıklar 30 nisan günü Taksim ve çevresinin ablukaya alınması ile başladı. 1 mayıs sabahı, Şişli’deki Disk binasını ablukaya alan polisler, toplanan gruba coplar ve tazyikli su ile müdahale etti. Polisin zulmünden kaçanlar Disk binasına sığınmak zorunda kaldı. Polis, binadan çıkmaya çalışanların üzerine tazyikli su sıkarak, adete kimsenin başını binadan çıkarmasına imkan tanımadı. Bununla da yetinmeyen, orantılı güç kullanma emri alan polisler binanın içine gözyaşartıcı bombalar atarak insanlık dışı bir tutum sergilediler…

Keşke 1 mayıs zulmü bununla sınırlı kalsaydı… Fakat, amacı vatandaşın güvenliğini sağlamak olan polis teşkilatı, amacının dışına çıkarak 1 mayıs gününü vatandaşa zehir etmek için daha da fazlasını yaptı. Şişli’de Disk binası önünde başlayan orantılı güç terörü, Şişli Etfal hastanesinin bahçesine gaz bombalarının atılması ile doruğa çıktı. Hastanenin acil servisinde tedavi olmayı bekleyen hastalar, özellikle yaşlılar ve çocuklar biber gazından etkilendi. Solunum yetmezliği yaşayan ve hatta kalp spamı geçirenler oldu. Hasta yakınları sinir krizlerine girdi, vatandaş saçını başını yoldu..

Tam, ortalık sakinleşiyor derken, kameralara, iki turistin üzerine copla yürüyen, turistlerden birine acımasızca cop darbeleri indirien bir polisin görüntüleri ekrana geldi. Sonrasında da, kaldırım kenarına oturmuş çaresizce çevresine bakınan bir genç kıza topuğuyla tekme atan insan müsveddesi bir polisin görüntüsü ile sinirler allak bullak oldu…

Polisin, haklı olarak müdahale ettiği durumlarda vardı elbette ancak, 2008 yılının 1 mayıs günü, İstanbul valisi Muammer Güler’in diktatörlüğünde, polis teşkilatının şerefinin ayaklar altına alındığı, insan onurunun hiçe sayıldığı bir gün olarak tarihe geçti… Vali Muammer Güler, “bir polis memurumuz elindeki sis bombasını hastane bahçesinde yere düşürmüştür” yalanı ile, bir yöneticinin kendi vatandaşını nasıl aptal yerine koyduğunu bizzat göstermiş oldu…

2 mayıs günü, Şişli Etfal hastanesi çalışanları kendilerini destekleyenlerle birlikte savaş zamanında bile hastanelere saldırmaz vurgusu ile olayı protesto ettiler. İki gündür anahaber bültenlerinin tek konusu, 1 mayısta yaşanan devlet destekli terörün görüntüleriydi… Dünya medyası tüm yaşananları flaş haber olarak duyurdu.

Tüm bunların ardından, yaşananlardan dolayı özür dileyen, sorumluların cezalandırılacağını belirten bir tek mesaj yayınlamaması ise Türk milletini yönetenlerin hangi zihniyette olduğunu açık açık göstermiş oldu…

Devlet kurumlarının kadrolarını şişirip, çocuklarına ayrıcalıklar tanıyan kanunlar hazırlayıp, vatandaşa mezarda emekli olma imkanı(!) tanıyıp, vatandaşın özlük haklarını ellerinden alıp kanunun kendilerine verdiği hakkı kullandıklarını iddia edenler, Türk halkını rezil ettikleri gibi inşallah kendileri de rezil olurlar…